loader
Erkekleri ergenliğe nasıl hazırlamalıyız? | Delikli Çınar

Erkekleri ergenliğe nasıl hazırlamalıyız?


 

Ergenlik; insanlarda meydana gelen yetişkinliğe atılan ilk adım evresidir. Ergenlik, bireyin çocuksu tutum ve davranışlarını bir tarafa bırakıp, yetişkin tutum ve davranışlarının yer almaya başladığı, cinsiyetlerinin oturduğu psikolojik ve fiziksel değişimlerin bütününe denir.

 Ergenliğe girişin halen kesin bir yaş sınırlaması yoktur. Genetik, ırk, sosyoekonomik şartlar, iklim, coğrafi şartlara göre değişkenlik gösterdiği gibi çocuğun gelişiminde tamamlanmış, bu değişim ve gelişime hazır olması gerekmektedir. Örneğin; Ekvatora yakın ülkelerde ergenlik daha erken başlarken, kuzey kutbuna yakın yerlerdeki kişiler ergenliğe daha geç adım atabilmektedirler.

Erkekler kızlara göre birkaç yıl daha geç ergenliğe adım atarlar. Kızların boyunda gözle görülür bir uzama fark edilirken, erkeklerde bu uzama görülmez. Erkekler kızları birkaç yıl daha geriden takip ederler.

Erkeklerde fiziksel değişimler de başlar. Vücut ağırlıklarında artış olur, boylarında uzama görülür. Sesleri çatallaşmaya ve kalınlaşmaya başlar. Ciltte yağlanmalar, sivilceler oluşmaya başlar. Kas dokuları artar, bu da ergenin vücudunun iri ve erkeksi bir görünüm kazandırır. Vücudunda erkekliğe has bir şekilde kıllanmalar meydana gelir. Karşı cinse ilgi duymaya başlar, onların ilgisini çekmek için ellerinden geleni yaparlar.

Erkeklerde ki fiziksel değişimler kızlarda ki gibi psikolojik açıdan bir gel- git sorunu yaşamalarına sebep olmaz. Vücutlarında ki fiziksel değişimleri erkekler daha çabuk kabullenirler. Bu değişim ve gelişim erkeklerin hoşlarına bile gidebilir. Toplumunda bunda payı çok büyüktür. Ataerkil bir toplumdan geldiğimiz için, erkekteki fiziksel değişimleri gören çevre, erkek çocuğunu en üst seviyeye çıkarırlar, ödüllendirirler. Bu durumda da erkek ergenin kendini kabul etmesi hiç de zor olmayacaktır. Bu değişimleri çevre bile kabul etmişken, aynaya baktığında yeni bir ‘ben’ görmesini kabul etmesi, daha hızlı bir aşamada gerçekleşmiş olacaktır. Çocukluk çağında gelişmeyen sosyal toplum bilinci gelişir. Bir toplumun parçası olma, toplum tarafından kabul edilme, grubun parçası olma ihtiyacı ortaya çıkar.

Erkek ergen duygusal yönden de bazı değişimlere uğrar. Duygularını çok yoğun ve coşkulu yaşarlar. Asi ve hırçındırlar. Ortada bir sebep yokken aniden sinirlenip bir öfke patlaması yaşayabilirler. Bugün çok mutluysa, yarın dünyanın bütün yükünün kendi omuzlarında hissedebilirler.

Ergen ‘ben merkezcidir’, kendisi önemlidir, kendisinden başkasını düşünmez. Kendisi için olan en iyisini, en güzelini onun bildiğini düşünür. Bugüne kadar anne- babasının fikirlerine, düşüncelerine saygı gösteren, uyan çocuk gider, yerine söz dinlemeyen, kendi bildiğini okuyan asi bir çocuk gelir. Karşınızda sizin bile tanıyamadığınız bir çocuğunuz vardır. Çocuk bu dönemde anne- babasının fikirlerini beğenmez, onları küçük ve değersiz görmeye başlayabilirler. Anne- babalarının geri kafalı olduğunu düşünürler. Arkadaş ortamlarında anne- babalarından bahsederlerken bir bıkkınlıkla ve küçümsemeyle adları geçer. Anne- babasına bugüne kadar hiç duymadığı büyük bir öfke duyar, onlardan nefret ederler. Bunlar çocuğunuzun sizi sevmediği anlamına gelmiyor endişelenmeyin, ergenlik dönemine özel bir durum sadece şunu unutmayın ki çocuğunuz sizi sevdiği için, kendisine en yakın kişiler olarak sizleri gördüğü için bütün bunları size yapıyor. Ona karşı biraz daha anlayışlı olun. Hem kendi vücudunu tanıyor, hem kendini keşfediyor. Birde buna çevresel nedenleri de eklersek işin içinden çıkamaz duruma geliyorlar. Biraz düşündüğünüzde ona da hak vereceksiniz.

Bu dönemde her şeyi sorgulamaya, eleştirmeye başlarlar, isyankârlardır. Yalnız kalmak ister, odasına çekilip odasından çıkmak istemez. Kendi dünyasını yaratıp orda yaşamak ister. Sık sık hayal kurar, bu hayaller genellikle karşı cinsle ilgilidir. Bir konuda dikkatlerini toplayamazlar, dikkatleri dağınıktır.

Elleri, kolları, bacakları uzamaya başlar. Ani uzama sonucu da kendilerini çok yorgun hissederler ve uyumaya karşı ayrı bir hassasiyetleri vardır. Ders çalışma istekleri yoktur, çalışmayı da gereksiz bulurlar. Ergenlerin bu problemi de okul başarılarını etkiler, derslerinde başarısız olabilirler.

Çocukluk çağına göre ergenler, daha dağınık ve düzensiz yaşam tarzını benimserler. Odaları ne kadar dağınık olursa olsun bu durum onları rahatsız etmez. Unutmayın orası onun odası, orada o yaşıyor bırakın nasıl rahat ediyorsa öyle yaşasın. Odasını toplayıp onunla hem ters düşmeyin hem de oğlunuzu tembelliğe alıştırmayın.

Bu dönemde merak duyguları da çok gelişmiştir. Her şeyi merak ederler. Yeni arayışlar, yeni meraklar içerisindedirler. Yeni şeyleri denemek hoşlarına gider. Farklı şeyler yapmak, yaşamak isterler. Yeni saç stillerini, farklı kıyafet tarzlarını deneyip, kendi stillerini ortaya koyup bütün ilgiyi kendi üzerlerine çekmek isterler. Bugüne kadar markaya hiç dikkat etmeyen ergen, artık markaya çok önem verir. Arkadaşları arasında farkında olmadan marka savaşı çoktan başlamıştır da onların haberi yoktur. Arkadaş gruplarında kullandıkları farklı sözcükleri günlük dillerine taşıyıp kullanmaya başlarlar.

Bugüne kadar dinledikleri müzik tarzında da köklü değişimler vardır. Artık dinledikleri müzikler; daha gürültülü, yabancı bazen de slow parçalar da olabiliyor. Bu ergenin ruh haline, bulunduğu arkadaş çevresine göre değişkenlik gösterir. Farklı aksesuarlar takarak, anne- babalarına özgürlüklerini, bağımsızlıklarını ilan edip, büyüdüklerini gösterirler.

Kendilerinden sonra ilk gelen değerli kişinin kim olduğunu merak ediyorsanız hemen söyleyeyim, tabi ki arkadaşlarıdır. Arkadaşları onlar için büyük bir önem taşır. Arkadaşları tarafından beğenilip, önemsenmek onların gözünde ulaşılmaz bir kişi olmak içindir aslında bütün bunlar.

Ergenin bu dönemini en az hasarsız atlatabilmesi için babaya ya da bir erkek modelinin desteğine ihtiyacı vardır. Babayla oğlu arasında önce saygı sonra koşulsuz sevgi olmalıdır. Erkek ergen, babasını yok sayıp o yokmuş gibi davranmamalıdır. Arkadaş ortamında ne kadar argo konuşursa konuşsun (sana ne, sen kimsin… Gibi sözcükler)  babasına karşı bu sözcükleri kullanmaması gerektiğinin bilincinde olması gerekiyor. Bunu sağlamak yine anne babaya düşüyor. Oğlunuzla arkadaş olmak; çocuğu sınırsız özgür bırakmak, sen ne istersen yap anlamına gelmiyor. Tabi ki sınırlamalar, kurallar konulmalı ki çocukta çizgisini, durması gereken yerde durmasını bilmeli. Dünyanın onun etrafında dönmediğinin bilincinde olmalı. Baba olarak bu kuralları, sınırlamaları koyarken; yapabileceklerin, yapamayacakların diye emir verici bir konuşma tarzıyla bu kuralları koymamalıdır. Karşılıklı konuşarak, onunda fikirlerini alarak, deneme- yanılma yöntemiyle kuralları belirleyebilirler.

 Her çocuğun, ergenin sınırlara ihtiyacı vardır. Eleştiri bir nevi sınırın kaybolduğu yerde devreye giren alarm gibidir, olmazsa da olmaz ama kişiliğini de saldırı niteliğinde olmamalıdır.

 

Ergenin her şey den önce bu dönemde, ailesi tarafından anlaşılmak, değer verilmek ister. Bunu da aile, aile içi iletişimlerine bu dönemde daha dikkat ederek, iletişimi iyi sağlayarak, gergin ve sinirli bir ortamın olmamasına dikkat ederek atlatabilirler. Onu sevdiğinizi ve değerli olduğunu belirli aralıklarla söyleyin ve ona hissettirin, oğlunuzun buna ihtiyacı var.

Diğer önemli bir nokta da; aileyi ilgilendiren, özellikle de onu ilgilendiren konularda ailecek oturup, fikir alışverişi yapmak gerekmektedir. Onun fikirlerini almak bu dönemde önemlidir. Kendisini değerli ve işe yarar hisseder. Artık o da birey, onun da düşünceleri ve fikirleri olduğunu unutmayalım. Bu fikirler çok uç bir noktada olsa bile konuşup ortak bir payda da birleşmeye çalışmak gerekir.

Bir hata yaptığında öncelikle onu dinleyin, soğukkanlı olun. İnanın faydasını çok göreceksiniz. Sorgulamadan, yargılamadan önce onu dinleyin. Siz o anda ne kadar haklı olursanız olun haksız duruma düşersiniz. ‘Neden? Niçin? Hangi sebeplerle’ yaptığını öğrenin, ama izin verin kendi anlatsın, kendi paylaşsın sizinle. Çok fazla soru soran, sorgulayan, anne- baba profiline bürünmeyin. Nasihat vermeye başlamayın, nasihatleriniz ne kadar kıymetli olursa olsun o an için pek önemi yoktur. Sırf sizin nasihatlerinizi dinlememek için size anlatmak istemeyebilir.

Çocuğunuzun arkadaş ortamında hoşunuza gitmeyen bir şeyler hissediyorsanız ve arkadaşlarını merak ediyorsanız çocuğunuza bu kaygınızı hissettirmeyin. Çocuğunuz kaygınızı hissettikçe arkadaşlarına daha fazla yaklaşabilir. Bu merak duygunuzu arkadaşlarıyla ve onların aileleriyle tanışarak giderebilirsiniz. Belki de sizin kaygılandığınız kadar ortada bir durum yoktur.

Bu derece önemli değişkenlikler gösteren ergenin bütün bu hallerini, inişli- çıkışlı duygu patlamalarını onunla birlikte yaşayan sizlersiniz. Onu en iyi anlayacak olan kişi yine sizlersiniz. Bu noktada anne- babaya düşen en büyük görev; sabırlı ve sakin olmaktır.

Ergenlik yaşayan içinde, etrafındakiler içinde zor bir dönemdir, ergeni fazla sıkmadan ama asla tek başına da bırakmadan, karşılıklı hislerinizi konuşabildiğiniz ve sağlıklı iletişim kurarak rahatlıkla geçirebilirsiniz. Yeter ki sakin ve sabırlı kalmayı başarın…

                                                                                                    Davranış Bilimci- Oyun Terapisti-Çocuk Gelişimci   

                                                                                                                             ŞEYMA GAZEZOĞLU


Yorum Yap